Problem Çözme Becerisi - İsmail KIRBAŞ ile Web Sitesi Tasarımı
İsmail Kırbaş ile Tasarım Yolculuğu [AnaSayfa] İsmail Kırbaş ile Tasarım Yolculuğu [AnaSayfa] İsmail Kırbaş ile Tasarım Yolculuğu [AnaSayfa]
 Site Haritası 
 
Site Map
Ana SayfaYeriniz | Ana Sayfa | Makaleler | Kişisel Gelişim | Problem Çözme Becerisi

Diğer Yazılar
Özgeçmiş nedir? Nasıl yazılır?
Beyin Nasıl Öğreniyor?
Motivasyon Stratejileri
Bill Gatesin Liderlik Sırları
Zaman Yönetimi Teknikleri
Stresin Üstesinden Gelmek
Strese Girmemek İçin Neler Yapmalıyız ?
Motivasyon İpucları
Öğrenme Stilinizi Biliyor Musunuz?
Toplam Kalite'nin Mayası: Tevazu
Özgeçmişinizi Geliştirmenin 15 Yolu
Hangi Meslegi Tercih Edelim?
Kariyerin yolları taştan...
Sorun Çözme Tekniği
Söz Söyleme ve İş Başarma Sanatı
Evet Dedirtme Sanatı
Atalet
Özgüven Nedir ?
Başarı Yolunda 70 Altın Kural
Duygusal Zekayi (EQ) Gelistirmek İçin 7 Öneri
Zaman Yönetimi
Kolay ve İyi Öğrenme
Etkin Bir Dinleme İçin 10 Temel Beceri
Performans Yönetim Sistemi
Modelleme Nedir?
Temel Düşünce Hataları
Stresle Başaçıkma Yöntemleri -1
Stresle Başaçıkma Yöntemleri -2
Stresle Başaçıkma Yöntemleri -3
Stresle Başaçıkma Yöntemleri -4
Çocuklarımızın Özgüven Gelişimi
Zaman?
Etkili Öğrenme: Öğrenme Stratejileri
Yüzde Doksan Sekiz (%98)
Hayal Kurmak Unutmayı Önlüyor
Sağlıklı Beyin Sağlıklı Yaşam
Sağlıklı Yaşamın Püf Noktaları


E-posta Gönderin Yorum Yazın
Güvenlik Kodu:6805Güvenlik Kodu:6805Güvenlik Kodu:6805Güvenlik Kodu:6805




En Son Okunan 10 Makale
  1. Kullanılabilirlik
  2. Logo ve Amblemlerin Anlamları
  3. Kötü Web Sitesi Ülser Yapıyor
  4. Temel Tasarım İlkeleri
  5. Duygusal Zekayi (EQ) Gelistirmek İçin 7 Öneri
  6. Kaynaklar
  7. Asimetrik Kriptografi
  8. E-Kitap
  9. Yüksek Lisans Çalışmaları
  10. MySQL
 
Problem Çözme Becerisi>
Yazı Tipi KüçültYazı Tipi BüyütAna SayfaYazıcıdan ÇıkarPDF Belgesi Olarak GörüntüleFavorilerime EkleArkadaşıma Tavsiye EdeceğimRTF (Word Dokümanı) olarak görüntüle

Gittikçe karmaşıklaşan toplum yapısı ve teknolojik gelişmeler, siyasi sosyal ve ekonomik krizler bireye gittikçe artan problemli durumlarla karşılaştırmaktadır. Dolayısıyla problem çözme psikolojide uzun yıllardır ilgi odağı olan önemli bir konudur. Yapılan bir çok araştırmada problem çözme sürecine ilişkin bir çok kavram ortaya konulmuştur. Bu kavramlar değişik öğrenme yaklaşımlarından geleneksel Gestaltcı yaklaşımlara ve son olarak ta bilgisayar simülasyonu ve matematiksel modellere ilişkin yaklaşımlara dek çeşitli özellikler içermektedir.

Gagne ve Skinner ( 1964; 1974) gibi araştırmacılar problem çözme sürecinde en önemli değişken olarak bireyin geçmişini inceleme eğiliminde görülürlerken, diğer araştırmacılar, örneğin; Kohler ve Maier (1925, 1970) gibi, problemlerin çözümünde en önemli unsurun bireyin karşı karşıya kaldığı durumu algılama biçimi olduğunu savunmuşlardır. ( 1)

Oğuzkan’ a göre problem çözme bir zaman, çaba, enerji ve alıştırma işidir. Bireyin amaç, ,ihtiyaç, değer , inanç, beceri ,alışkanlık ve tutumları ile ilgilidir. Ayrıca bireyin problem çözmeye yönelmesi, cesareti, ,isteği ve kendine güven duygusuyla orantılıdır.

Anderson (1980) öncelikle bilişsel işlemler üzerinde odaklaşarak, problem çözme sürecini bilişsel işlemleri sırayla bir hedefe yöneltmek olarak tanımlamıştır. (2)

Problem çözme , yalnızca birey bazı düzeylerde tepki vermesi gerektiğini algıladığı zaman başlayabilir. Ayrıca bireyin bir hedefinin olması gerekir ki, böylece elde etmek istediği hedefe ulaşma yollarını bulmak için çaba sarfetsin. (3). Diğer bir deyişle problem çözme bir hedefe ulaşırken araya giren zorlukların çözümünü bulma sürecidir. Wickelgren (1979), her problem için, bir hedef, veriler ve işlemler belirlenebileceğini belirtmektedir. Veriler, hedefe ulaşmak için kullanılabilecek gerçekler, sözcükler, kavramlar ve işlemlerdir. İşlemler, hedefe ulaşabilmek için verileri manipüle etme yollarıdır. Hedef ise problemin çözümüdür.

Kabadayı(1992), problem çözme sürecinin hem zihinsel bir faaliyet ya da beceri hem de eğitimde teknik ya da yöntem olduğunu belirtmiş ve problem çözme sürecinin eğitimde alabileceği boyutları değerlendirmiştir. Ona göre problem çözme,

 

a) bilişsel bir özellik ya da davranış,
b) duyuşsal özellik,
c) bir yöntem bir yaşantıdır. (4)

 

 

Sonuç olarak problem çözmenin bilişsel, duyuşsal ve davranışsal etkinlikleri içeren karmaşık bir süreç olduğu söylenebilir.

Heppner (1982) ‘in tanımı ise bazı yönlerden diğer tanımlarda farklıdır. Heppner ‘e göre problem çözme, problemlerle başa çıkma kavramı ile eş anlamlıdır. Gerçek yaşamda kişisel problem çözme bu tanımda, iç ya da dış istekler ya da çağrılara uyum sağlamak amacı ile davranışsal tepkilerde bulunma gibi bilişsel ve duygusal işlemleri bir hedefe yöneltmek olarak ele alınmıştır. Heppner, (1987)

Psikolojik danışmaya baş vuran danışanların büyük bir bölümünün problem çzöemeye yönelik eylemlerde güçlük çektikleri için bu yola başvurduklarını öne sürer. Örneğin; danışan ın problemi çözebilecek bir planı olduğu halde bu planı uygulayabilecek sosyal becerileri olmadığından ya da aşırı kaygılı olmasından dolayı problemi çözmede başarısız olmasıdır. Bazen danışanlar problemi çözebilmede yeterince sebat etmezler ve problemlerini çözemedikleri için depresyona girerler. Burada sorun problemi çözebilmek için gösterdikleri çabayı yetersiz algılamalarıdır. Bu yüzden yapılması gereken, belirli başa çıkma güçlüklerini ve daha da genelleştirilebilecek başa çıkma sorunlarını belirleyip tanımlayabilmek için problem çözme süreci ile ilgili davranışsal, bilişsel ve duygusal etkinlikleri değerlendirmek olmalıdır.

 

 Kaya (1992), tarafından yapılan bir araştırmada, üniversite öğrencilerin algıladıkları problem çzöme beceri düzeyleri ile , benlik saygısı düzeyleri, benlik değerlerinin sürekliliği düzeyleri, depresif duygulanım düzeyleri, insanlara güven duyma düzeyleri, eleştiriye duyarlılık düzeyleri, psikosomatik belirti düzeyleri ve kişiler arası ilişkilerde tehdit hissetme düzeyleri arasında önemli ilişki bulunmuştur. Ayrıca problem çözme becerisini en iyi yordayan değişkenler olarak ta benlik saygısı, eleştiriye duyarlılık, insanlara güven duyma ve kişiler arası ilişkilerde tehdit hissetme bulunmuştur. ( 5)

Problem çözme süreci ile ilgili davranışsal etkinlikler

1- daha önce denenmiş eylem türleri
2- önceki eylemlerin etkisiz olmalarının nedeni
3- eylemlerin işlevsel sonucu
4- bireyin azmi , sebatı.

Birey danışmana başvurana kadar bir dizi eylemde bulunmuştur. Bu nedenle öncelikle yapılması gereken temel değerlendirme, başvuran bireyin daha önceden problemin çözümüne ilişkin gerçekleştirdiği eylemlerin niteliğinin belirlenmesidir. Ayrıca bireyin probleme yaklaşımın ne derece doğrudan olduğunu araştırmak gerekir. Örneğin, birey kendisini yardımcı olabilecek kitaplar mı okumuştur, arkadaşları ile konuşma yolunu mu seçmiştir?

Diğer bir yol ise bireyin etkisizliğinin nedenlerini araştırmaktır. D’ Zurilla ve Goldried (1971), problem çözmede başarısızlığın ; (6)

1- yüksek kaygı ve bazı duygusal engellemeler nedeniyle etkili tepkilerin gösterilmemesi
2- etkili olabilecek tepkilerin gerçekte varolmaması gibi etmenlerin sonucu olduğunu öne sürmektedir.

Önemli nokta şudur: bireyin gerçekte davranışsal bir eksikliğimi vardır yoksa becerilerini pratiğe koymasını engelleyen kaygı faktörü mü etkili olmaktadır. Bir başka değerlendirme ölçütü de bireyin probleminin çözümüne ilişkin davranışların işlevsel sonucunun incelenmesidir. Çoğunlukla kullanılan yaklaşım probleme doğrudan eğilip yüzleşmedir.

 

Dorner (1983), problem çözmede başarısız bireylerin gerçekte davranışsal olarak aktif olmalarına karşılık sürekli bir sorundan diğerine atladıkları ve sonuçta hiçbir çözüm bulamadıklarını saptamıştır. Diğer bir durum da başarısız problem çözücülerin tek bir problem üzerinde diğerlerini göz ardı edecek şekilde yoğunlaşmaları ve sonuç elde edememeleridir. Oysa ki bir sorun diğer sorunlarla iç içedir.

 

 

 

Bilişsel etkinlikler 3 ana değişkenden etkilenirler:

 

Problem çözme süreci ile ilgili bilişsel etkinlikler

1- bilişsel süreçlerin bilinçli kontrolleri
2- bilişsel süreçler aracılığı ile davranışların düzenlenmesi
3-bilişsel başa çıkma stratejileri

Heppner ve Krauskpf (1987), problemleri çözmede kullanılan başa çıkma stratejilerini şu şekilde sıralarlar: (7)
1- problemli durumun yeniden yapılanması :
2- Bilişsel rasyonalizasyon :
3- Bireylerin eylemlerini düzenleme biçimleri:

Heppner ve Krauskpf (1987), problemleri çözmede kullanılan başa çıkma stratejilerini şu şekilde sıralarlar: (7)

1- problemli durumun yeniden yapılanması : birey içinde bulunduğu durumu algısal olarak yeniden düzenlemeye çalışmalı ve bunun içinde başa çıkma stratejilerinden yararlanmalıdır. Örneğin sorunu daha basit alt yapılarına indirgemeli, tüm sorunun çözümüne götürecek alt amaçlar saptanmalı, soruna uzun bir zaman süreci içinde bakılmalı ve hazırlanarak tedbir almayı gerektiren planlama yapılmalıdır.

2- Bilişsel rasyonalizasyon : daha çok yetişkinler kullanır. Burada birey, sorunları çözme güçlüğüne mantıklı nedenler bularak diğer bir deyişle etkili savunma mekanizmaları geliştirerek , sorunlarla başa çıkamamanın verdiği kaygıdan kurtulmak ister.

3- Bireylerin eylemlerini düzenleme biçimleri: danışanların eylemlerini özellikle kendilerine empoze edilen hedefler, standartlar kendi çıkardığı sonuçlar, planları, benlik algıları ve özellikle de kendilerini pekiştirmek ve kendilerini cezalandırma bakımından nasıl düzenledikleri ile ilgilidir. ( 8)

Bonner ve Rich ‘ e göre (1988) bireyin problem çözme becerisini değerlendirmesi bilişsel bir değişken olarak bireyin problem çözme performansızını ve problemlerle başa çıkma sürecini etkilemektedir. ( 9 )

Problem çözme süreci ile ilgili duygusal etkinlikler:

Duygusal etkinlikler, problem çözme süreci içerisinde , bireylerin nasıl düşündükleri ve nasıl davrandıklarını etkilemeleri açısından önemli rol oynarlar. Problem çözme davranışını belirleyebilmek için genelde bireyin sorunlara duygusal yaklaşımını değerlendirmek gerekir. Problem çözmeye yönelik duygusal etkinlikler 3 ana değişkenden etkilenirler:

1- duygusal başa çıkma stratejileri
2- duyguların eylem üzerindeki engelleyici ve destekleyici etkileri
3- davranış, değerlendirme ve duygu kavramlarının birbiriyle ilişkisi. 

Duygusal başa çıkma stratejiler,  diğer bir deyişle, bireyin duygusal tepkilerini değiştirerek problemi yeniden yapılandırması, problem çözme sürecinde oldukça etkili stratejidir. Duygusal başa çıkma stratejilerine örnek olarak , pasif kabulleniş, iyimserlik, umutsuzca geri çekilme, kararlı duygular ve bozulmuş morali düzeltme biçimleri verilebilir.

Bireyin duygusal tepkileri engelleyici nitelikte olduğu gibi ( kaygı, depresyon gibi), destekleyici de ( umut, memnuniyet, heyecan, gurur vs.) olabilir. Örneğin intihara eğilimli bireylerde oluşabilecek bir umut duygusu bireye destek verici nitelikte olabilir.bu yüzden, bireyin başa çıkma süreçlerini anlayabilmek için , bireyin başa çıkma sürecini engelleyen ya da destekleyen faktörler olarak, duygusal etkinliklerin işlevini değerlendirmek danışmanlar için önemlidir.

Enç (1982), problemin çözümünün öğrenilmesini etkileyen etmenleri şöyle sıralar:

1- bireyin gelişimi ve olgunlaşma düzeyi
2- bireylerin yetenek düzeylerindeki farklılıklar
3- güdülenme
4- yetişilen sosyo- kültürel çevre
5- alınan eğitim ve öğretim. ( 10 )

Modern bilişsel psikologlar problemin çözümünde hem deneme yanılmanın hem de iç görünün geçerli stratejiler olduğunu kabul ederler. Onlara göre, birey problemin çözümüne içgörü ile ulaşmadan önce bir çok deneme yanılmada bulunarak değişik çözüm seçenekleri oluşturur. İçgörü, problemin bütün ögeleri tamamlandıktan sonra ortaya çıkar.

Araştırmacılara göre “etkili” olarak nitelenebilecek problem çözme eylemleri şunları içerir:

1- problemin niteliğinin belirlenip, çeşitli yönlerinin açıklığa kavuşturulması yani yeterli kodlama etkinliği ve belirli amaçlar oluşturma.
2- Sebatlı , ısrarlı davranışsal , bilişsel ve duygusal başa çıkma stretejileri.

Tüm bunlar sorunun çözümüne yönelik gelişmeyi başlatabilir. Bu gelişme eylemlerin etkili bilişsel düzenlenişi ile ve problem çözme sürecinde geri bildirim sağlayan duygusal tepkilere dikkat edilerek desteklenebilir.

“etkisiz” olarak nitelenebilecek problem çözme davranışları ise aşağıdakileri içeriri:

1- etkisiz davranışsal, duygusal ve bilişsel başa çıkma stratejileri
2- olumsuz bilişsel süreçler ve duygusal reaksiyonlar
3- bireyin problem çözme eylemlerine ilişkin değerlendirme ölçütü niteliğindeki geri bildirimlere gerekli ve yeterli, dikkati verememe. 

PROBLEM ÇÖZME SÜRECİNDEKİ AŞAMALAR

 D’Zurilla ve Goldfried ( 1971) problem çözme sürecini, tanımlanabilen aşamalara ayırmışlardır. Bunlar:
1) genel yaklaşım
2) problemin tanımlanması
3) seçeneklerin yaratılması
4) karar verme
5) değerlendirme 

Problem çözme sürecini tek ve homojen bir süreç olarak değerlendirmek mümkün olsa da bu sürecin aslında farklı etkinliklerin bir bütünü olduğunu gösteren bazı kanıtlar vardır.

Heppenr ( 1987) bu aşamaları, birbirinden bağımsız olarak psikolojik danışma ile ilişkili olarak incemektedir ve her bir aşama değişik süreçlerden oluşmuştur.

1) Genel Yaklaşım:
2) Problemin tanımlanması bu aşama sorunun tanımlanması ve biçimi ile ilgilidir. Yapılan araştırmalar başarılı sorun çözücülerin problem konusunda fazla bilgi sahibi olduklarını, problemin özünü anlamayı başardıklarını ve kullandıkları ilk adımın tüm bilgiyi ve gerçekleri toplamak olduğunu göstermiştir. Birey bir problemi uygun bir şekilde tanımlayabilmek için en azından üç alanla ilgili ögeleri inceleyebilmelidir. Dolayısıyla bir problemin tanımlanması bir çok spesifik beceri gerektirir.

1- kendini, davranışlarını, bilgisini heyecanlarını ve problem duruma ilişkin duygularını değerlendirme
2- bireyin problematik durumla ilgili çevresini değerlendirme
3- problematik durumu açığa kavuşturma, hedeflerin, beklenti ve çatışmaların farkında olma. 

bu ilk aşama, bireyin belirli bir çözümü benimsemesi ya da reddetmesini sağlayan, destekleyici ya da engelleyici nitelikte olabilen ve bireyi belirli bir biçimde davranmaya yönelten zihinsel eğilimdir. Araştırma bulguları yetilerine güvenen ve çevrelerinin farklı yönlerini denetleyebileceğini söyleyen bireylerin daha iyi problem çözücü olduklarını göstermektedir. Yine araştırma bulguları iyi problem çözücülerin dürtüsel davranmadıklarını ve bir çok sorun çözme davranışı ile sistematik ilgilendiğini göstermiştir. Diğer bir etkili yaklaşım da problemli durumları belirleyip bunları o biçimleri ile kabul etmedir. Bireyin problemli durumlara genel yaklaşımı ( yaklaşma ya da kaçınma tarzı, kontrol edip edememesi ve yeteneklerine güvenip güvenmemesi) sorunları başarı ile çözme ve başa çıkma stratejisini etkiler.

Freud ‘un problemi tanımlama yöntemi, danışanın gereksinim ve çatışmalarına yön vermek için geçmişteki be bilinçdışı süreçlerin analizini ve sonra da danışanın getirdiği içeriğin farkına varmasını içerir. Benzer biçimde Gestaltcı terapistlerde ( Pels ve ark., 1965) “bitirilmemiş işlerle” ilişki kurması için ( sözel olmayan işaretler, duygular, heyecanlar, durumlar gibi) şimdi ve buradaki olaylara dikkat çekerler.

Değişik problem tanıma tekniklerinin göreliliğini değerlendirmek için araştırmalara gereksinim vardır. Arnkoff ve Stewart (1975) araştırmalarında, bireye daha fazla bilgi sağlama da model alma ve seçmenin önemine ve bireyin edindiği bilgiyi ayrıştırmada video kasete alınmış geri bildirimlerin etkililiğine dikkat çekmişlerdir.

3-Seçeneklerin Oluşturulması:

Oluşturulan seçeneklerin sayısı , bireysel sorunların duygusal öğeler taşıması nedeniyle az olabilir. Engellenmişlik hissinin eylemlerdeki akıcılığı azalttığını ve başarısızlıkların genelde problem çözme stratejilerini olumsuz etkilediğini gösteren araştırma bulguları vardır. Seçeneklerin sayısını artırmak yönünden Osborn’un BRAİNSTORMİNG (beyin fırtınası) yöntemi 4 kural içerir.

1- seçenekler oluşturulurken değerlendirme yapmaktan kaçınmak
2- kısıtlamaksızın, özgür zihinsel aktiviteye önem vermek
3- oluşturulan düşüncelerin sayısının fazla olması
4- önerilen seçeneklerden birleşimler oluşturmak ya da bunları geliştirmeye çalışmak.

Gestalt yaklaşımı bireyin “farkında olma” sistemini değiştirerek danışanların kendileri hakkında sahip oldukları bilgi miktarını artırmayı ve benzer olayları ayırt etme yollarını öğretmeyi dener.

 Rogerian yaklaşım, danışanın duyguları, onları kabul etmesi ve özellikle içsel değerlendirme odağını destekleme üzerinde yoğunlaşır, böylece danışanın dünyayı algılaması değişir.

 Yapılan araştırmalar başarılı problem çözücülerin sık sık problemlerini geçici olarak bir tarafa koyduklarını ve sonra bunlara tekrar geri döndüklerini göstermiştir. Mantıki olarak eğer birey sorununu bir süre bir kenara bırakıp, ona daha sonra dönerse , duygusal ve diğer engelleyici uyarıcıların etkilerini kaybetmelerinin olası olduğu söylenebilir.

 5- Karar Verme : bu süreç eyleme yönelik bir dizi seçenek arasından belirli bir tanesini seçmek olarak tanımlanabilir.

Kuzgun’a göre karar verme, bir güçlüğü gidermek için herhangi bir seçeneğe yönelmektir ve porblem çözme sürecinin en önemli aşamasını oluşturmaktadır. Karar verme sürecinin amacı, bireyin kararından memnun olma olasılığını artıracak bir dizi eyleme girmesine yardımcı olabilmektir.

 Karar verme sürecine ilişkin araştırmalar, karar verme durumunu etkileyen iki unsurun varlığını öne sürmektedir. Bunlar:

1- fayda değeri ki, bunlar objektif yada subjektif olabilir.
2- Olası sonuçlar ki, bunlarda aynı şekilde objektif ya da subjektiftir.

D’Zurilla ve Goldfried (1971), geliştirdikleri karar verme prosedüründe fayda ve olasılık teorisi, sonuçlar açısından eğitime büyük önem veren biçimde birleştirilmiştir. Böylece programda fayda ve olasılık tahminlerine ek olarak danışmanlık hizmetinden faydalanan bireylere her bir seçeneğin ortaya çıkarabileceği kişisel, toplumsal , uzun ve kısa vadeli sonuçları değerlendirebilecekleri fırsatlar verilmiştir.

Psikolojik danışman açısından karar verme sürecinin hedefi bir seri davranışla uğraşan danışana yardımcı olmaktır. Danışma sürecinde karar verme süreciyle ilgili araştırmalar incelenmiş ve başarılı karar vermenin bazı becerilere bağlı olduğu saptanmıştır. Bunlar
1- bilgi
2- olasılıkları doğru değerlendirme
3- kararların yararlı yönlerini değerlendirme
4- değişik seçeneklerin sonuçlarını değerlendirmedir.

Dolayısıyla karar verme ise olasılıkları değerlendirme ve sonuçları tartma gibi spesifik davranışları içermektedir. ( 11 )

6-Değerlendirme

1- başarılı sonuçlar belirleyebilme ki bu da özgüven duyguları oluşturur.
2- Olumsuzlukları ve problematik durumları tanımlama ki bu da problem çözme sürecini yeniden başlatabilecek bir oluşumu harekete geçirir.

Değerlendirme, sorun çözmenin son aşamasında seçilen eylem yerine getirildikten sonra olur ve gerçek sonucu değiştirmek için düzenlenmiştir. Bu aşama olmaz ise birey sıkıntıları için doğru çözümler keşfetmek yerine hareket yönü belirsiz bir performansta ısrar edebilir.

Kısaca problem çözme işleminde başarı, öncelikle problemin doğru tanımlanmasına bağlıdır. Problemin doğru tanımlanmasının yanı sıra problematik durumla ilgili yeterli bilgi sahibi olunmalı ve güçlüğü gidereceği düşünülen çeşitli davranış tarzları formüle edilmeli ve en iyi çözüme götüreceği düşünülen seçenekten başlanmalıdır. Mevcut seçenekler uygulamaya konur ve değerlendirilmesi yapıldıktan sonra başarılı olunmuşsa o yolda devam edilir aksi halde başka seçenek uygulamaya konur.

bu aşama eylem planını uygulayıp sonucun belli bir standartla karşılaştırılmasını içerir. Eğer birey, eylemlerini karşılaştırır ya da verilmiş bir standartla uygunluğuna bakarsa (test etme) birey bu aktivitelerden yeni sonuçlar üretir ya da eylemlerini durdurur. Tersine eğer eylemleri bir standartla uyuşmuyorsa birey “ işlemine” devam eder .bireyler eylemlerinin sonuçlarını belirli bir standartla karşılaştırma yetisne sahiptirler. Bu beceriler şu biçimlerde işlevseldirler:
Seçeneklerin oluşturulması hedef yönelimli bir süreç olduğundan doğal olarak seçimi gerektirir. Araştırma bulguları bilgi seçiminin bireyin geçmiş yaşantılarının bir fonksiyonu olmadığını tam tersine geçmiş deneyimleri kullanabilme yetisinin önemli bir etmen olduğunu göstermektedir.



Not: Yazılar konusundaki yorumlarınız için lütfen Yorum Yazın bölümümüzü kullanın.

Yazar :
Son Güncelleme : 19 Haziran 2007, Salı
Sayfa Sürümü : 5
Okunma Adedi : 12,040
Son Okunma : 2017-10-20 23:47:19
Kaynaklar :

( 1) Heppner, P.A Review of the Problem Solving Literatüre and It’s Relatıonships to the Counseling Process” Journal of Counseling Psychology, vol: 25, 1978.(s.366)

( 2 ) Anderson , J.R. Cognitive Psychology and It’s Implications. San Fransısco: Freeman,1980. (s.119)

( 3 ) Taylan, S. “Heppner’in Problem Çözme Envanteri’nin Uyarlama, Geçerlik ve Güvenirlik Çalışmaları” Yayınlanmamış Master Tezi. Ankara: A.Ü. Sosyal Bilimler enstitüsü. 1990. ( s. 4)

(4 ) Kabadayı , R. “Problem Çözme Süreci, Gereği ve Eğitimdeki Boyutları” Öğretmen Dünyası, sayı 146, Ankara: Nüve matbaası, 1992. ( ss. 32-33)

( 5 ) Kaya, N. “Ondokuz Mayıs Üniversitesi Öğrencilerinin Problem Çözme Becerileri ile Benlik Saygıları arasındaki İlişkiler” Yayınlanmamış Master Tezi. Samsun:Ondokuz Mayıs Üniversitesi sosyal Bilimler Enstitüsü. 1992. ( ss. 118-119).

( 6) D’Zur,lla, T., Goldfried, M. “Problem Solving Behavior Modification” Journal ofAbnormal Psycology,


http://www.sanalpsikolog.com/ProblemCozmeBecerisi.doc


Çocuklarımızın Özgüven GelişimiProblem Çözme BecerisiZaman?
© [Site Haritası]
| Makaleler | Seyir Defteri | Kaynaklar | İndirin | İletişim |

RSS dosyasını görmek için tıklayınız. RSS dosyasını görmek için tıklayınız.XML versiyonu için tıklayınız WAP versiyonu için tıklayınız Bu site DyNA İçerik Yönetim Sistemi üzerinde çalışmaktadır.
İsmail KIRBAŞ ile Tasarım Yolculuğu Anasayfa İsmail KIRBAŞ ile Tasarım Yolculuğu Anasayfa İsmail KIRBAŞ ile Tasarım Yolculuğu Anasayfa
ismail kırbaş ile web sitesi tasarimi sitemap ismail kırbaş ile web sitesi tasarimi sitemap
  Sitemizde 7 kişi çevirimiçi | Bugün =114 | Dün =154 | Bu Ay=4,747 | Günlük En Fazla=1,109 tekil ziyaretçi