İsmail Kırbaş ile Tasarım Yolculuğu [AnaSayfa] İsmail Kırbaş ile Tasarım Yolculuğu [AnaSayfa] İsmail Kırbaş ile Tasarım Yolculuğu [AnaSayfa]
 Site Haritası 
 
Site Map
Ana SayfaYeriniz | Ana Sayfa | Makaleler | Danışmanlık ve Yönetim | Yöneticilik Dersleri | İş Dünyasında Strese Dayanıklılık

Diğer Yazılar
Zirveye Götüren Yönetim
Nasıl Bir Yöneticisiniz?
Meslek İntiharı
Büyük Fikirler Oluşturmanın 101 Yolu
Yöneticilik Dersleri
Yönetim ve Organizasyon
Başarısız Yönetici
Yönetimde 32 Altın Kural
Doğru İşe Doğru Eleman
Toplantıdan Zaferle Çıkmanın Yolları
Mükemmele Ulaşanlar
Süper Yönetim Kitabı
Yenilikçi Birey, Zinde Toplum
Zirveye Tırmanma Yolları
Etkili Sunuş
Japon Yönetim Teknikleri
Avrupada Yönetici Eğtimi


E-posta Gönderin Yorum Yazın
Güvenlik Kodu:5693Güvenlik Kodu:5693Güvenlik Kodu:5693Güvenlik Kodu:5693




En Son Okunan 10 Makale
  1. Makaleler
  2. İnternette Güvenli Alış-Veriş Rehberi
  3. Kitle İletişim Araçları
  4. B2B Nedir?
  5. E-iş Süreçlerinin Uygulama Alanları
  6. Temel Güvenlik Önlemleri
  7. Tasarım Üzerine
  8. Grafik Araçları
  9. Öcal.Net Kapanış Yazısı
  10. Bill Gatesin Liderlik Sırları
 
İş Dünyasında Strese Dayanıklılık>
Yazı Tipi KüçültYazı Tipi BüyütAna SayfaYazıcıdan ÇıkarPDF Belgesi Olarak GörüntüleFavorilerime EkleArkadaşıma Tavsiye EdeceğimRTF (Word Dokümanı) olarak görüntüle

21.yy'ın insanları olarak içinde bulunduğumuz şartlar hızla değişmekte. Hiçbir şey aynı değil. Belirsizlik ortamı hepimizin yaşadığı bir gerçek.

Bize gelen taleplerin sayısı sürekli artmakta. Bu talepleri zamanında ve kaliteli hizmet anlayışıyla karşılamamız beklenmekte. Bu nedenle sürekli bir koşuşturma içindeyiz. Bir işi bitirip diğerine koşuyoruz. Sanki işler bitecekmiş gibi. Ancak işler hiçbir zaman bitmiyor ve daha fazla sayıda üzerimize gelmeye devam ediyor.

Bu arada en büyük yardımcımız olan beynimiz sorunlara çözümler üretmek için sürekli çalışıyor...

Düşündükçe daha çok stres yaşıyoruz, stres yaşadıkça daha çok düşünüyoruz...Bir kısır döngü gibi.

Sabah yataktan kalkar kalkmaz gün içerisinde yapılması gereken işler ve çözülmesi gereken sorunlar listeleniyor. Bu "Yapılacak İşler" listesi yolda beynimizin içerisinde farklı açılardan incelenip analiz ediliyor ve iş yerinde çözülmeye hazır hale getirilmeye çalışılıyor. İş yerine varır varmaz sorunlar masaya yatırılıyor ve hızla çözüm işlemlerine başlanıyor. Tabii gün içerisinde gelen acil işler ekstradan planlarımızı aksatıyor ve gerginliği artırıyor. Böylece bir itfaiyeci gibi çıkan tüm yangınları söndürme uğraşısı içerisinde buluyoruz kendimizi. Tabii ki sorunlar iş yerinde tamamıyla çözüme kavuşamıyor ve eve dönerken yol boyunca yeniden analiz ediliyor.
Evde aile fertleri bizden ilgi beklerken, biz "Yapılacak İşler" listemizde yarım kalmış işlere ilgi göstermeye devam ediyoruz.

Rüyalarımızda ise senaryosu yarım kalan işlerimizle ilgili olan ve başrolde kendimizin oynadığı filmler seyrediyoruz.

Bu rüyaların sonucu ise sabah gergin uyanmak ve işe gelme konusundaki istekliliğin azlığı...

Yaşadığımız duygular ise korku, endişe, pişmanlık, kızgınlık, uzaklaşma isteği gibi olumsuz duygular. Hele bir de bu duygular hayatımıza yayılmaya başlamışsa, içinde bulunduğumuz durumu daha da olumsuz algılanmaya başlayabiliyoruz.

Eğitimlerde birlikte olduğumuz katılımcılara "İş yerinde stres yaşadıkları durumları sorduğumuzda gelen yanıtlar genellikle aşağıdaki gibi oluyor:

"Kızgın, sinirli ve zor müşteriler..." "İşleri zamanında yetiştirme zorunluluğu üzerimizde stres yaratabiliyor." "Sürekli çalan telefonlar ve gürültü..." "Ekip içerisinde yaşadığımız iletişimsizlik ve çatışmalar" "Dağınık çalışmaktan dolayı aradığımızı zamanında bulamıyoruz." "Kararsızlık." Yukarıdaki senaryoyu hepimiz hayatımızın belirli dönemlerinde farklı şiddetlerde yaşıyoruz. Üzerimizdeki taleplerin yoğunluğu ve yaşadığımız olumsuz duyguları hepimiz tanıyoruz.

Stres tüm bu olumsuz duygulara eşlik ediyor. Eğer strese karşı dayanıklılığımızı artırabilirsek, yaşadığımız olumsuz duyguların miktar ve şiddetlerinde de önemli azalmalar sağlayabiliyoruz.

Yaşadığımıza stres diyor okuduğumuz kaynaklar ya da başvurduğumuz doktorlar. "Fiziksel olarak hiçbir bulguya rastlanmadı. Kendinizi yormayıp, stresten uzak durmaya çalışın".

Peki ama nedir bu stres ve ondan nasıl uzak duracağız?

Stres, kaynaklarda şu şekilde tarif ediliyor; tehlike karşısında canlıların gösterdikleri kaçma ya da savaşma tepkisi.

Yani köpek kediyi kovalarken kedi; yılanla karşılaştığım zaman ben tehlike karşısında olduğum için stres tepkisi gösteriyorum.

Stres tehlike karşısında yaşanıyor ve stres anında bedende bir takım değişmeler meydan geliyor. Bu değişmelerin amacı, yaşadığımız tehlike durumunu en az zararla ya da hiç zarar görmeden atlatmak.

Bu değişmeler;

Tehlike karşısında kaçmak ya da savaşmak için gereken enerjiyi elde etmek için kanımızdaki şeker oranı artıyor, çünkü enerji kaslarda şekerin oksijen ile yakılmasıyla elde ediliyor. Daha fazla oksijen ihtiyacı ise soluğun hızlanmasıyla karşılanıyor.

Şeker ve oksijenin yakılmak için kaslara ve oradan da akciğerlere taşınması için ise kalp daha hızlı çarpmaya başlar.

Tehlike karşısında olası darbelerle kan kaybından ölmeyi önlemek için deri yüzeyine yakın olan kılcal damarlar daralır.

Sindirim faaliyetleri ertelenir ya da yavaşlatılır. Burada kullanılacak enerji tehlike karşısında kaçmak ya da savaşmak için kullanılır.

Olası darbelere karşı daha dayanıklı olmak için kaslarımız kasılır ve bir zırh gibi bizi korur.

Fiziksel bir tehlike karşısında yaşadığımız stres anında bedenimizde meydana gelen değişmeler, yaşamsal tehlikeye karşı bizi korumak içindir. Ölmeye ve bayılmaya en dayanıklı olduğumuz an ise stres yaşadığımız andır.

Bizim başımıza bela olan stres sosyal tehlikeler karşısında yaşadığımız strestir. Kendi hayatınızı şöyle bir gözden geçirin.

Yolda yürürken üzerimize hızla bir araba geldiğinde, bindiğimiz uçak ya da gemi fazlaca sallanmaya başladığında, havlayarak bize doğru koşan bir köpek gibi fiziksel tehlikeler karşısında stres yaşarız ve bu yaşadığımız stres bizi olası bir yaralanmaya ya da ölüme karşı korumayı amaçlayan bir strestir.

Ancak bir iş mülakatı öncesinde, performans görüşmeleri sırasında, topluluk karşısında sunum yapmamız istenildiğinde, satış hedeflerine ulaşamadığımızda ya da kızgın bir müşteri karşısında da stres yaşarız. Bu fiziksel değil, sosyal bir tehlikedir. Ancak bedendeki değişmeler ikisinde de aynıdır.

Sosyal tehlike karşısında stres yaşıyorsak kendimize bunun için kızmamalıyız. Çünkü stres tepkisi fiziksel tehlike ile sosyal tehlikeyi birbirinden ayıramıyor. Yangın ya da deprem karşısında gösterdiği tepkinin aynısını, yüksek sesle konuşan müşteriler karşısında ya da satış görüşmeleri öncesinde gösterebiliyor.
Şimdi bir kağıt kalem alın ve yaşamınızda stres yaşadığınız olay, kişi ve mekanları listeleyin. Daha sonra da her birinin fiziksel mi yoksa sosyal bir tehlike mi olduğunu yanına yazın.

Eğitimler sırasında bu uygulamayı yaptığımızda katılımcıların %95'ine yakın bir kısmının listesinde sosyal tehlike daha ağırlıklı çıkıyor.

Ayrıca problemleri beynimizin içerisinde sürekli olarak düşünmek de stresi azaltmıyor, aksine daha da artırıyor. Çünkü problemi her düşünüşümüzde problemin stresini beynimizde bir kez daha canlandırıyoruz. Bu da stresimizi artırıyor ve gün içerisine yayıyor ve yaşamımızın farklı alanlarına bulaştırıyor. Sonuçta ise kas ağrıları, gevşeyememek, yorgunluk ve uykusuzluk gibi bireyin gücünü azaltan unsurlar ortaya çıkıyor.

Peki o zaman ne yapmalı ve nasıl yapmalı? İnsan zihni tek bir düşünce üzerinde uzun zaman yoğunlaşamaz. Kendinizi izleyin, ne zaman bir sorun yaşıyorsanız, sizin için stres yaratan bir düşünceye takılıp kalıyorsunuzdur. Bu arada yaşam yanınızdan siz ona hiç dokunamadan geçip gidiyordur. Sabah işe giden insanları izleyin, gülümseyen bir yüze rastlamak zordur. İnsanların beyinleri sürekli olarak çalışır, hem de problemler üzerinde takılıp kalarak...

O zaman kendimize problemlere takılıp kalmadan tüm yaşamı görmeyi öğretmeliyiz. O zaman hemen başlayalım. Bir rahatlama çalışmasını birlikte deneyelim.

Şimdi rahat bir yere oturun. Çevrenize bakmaya başlayın. Sanki ilk kez oradaymışsınız gibi çevrenizde gördüğünüz her şeye bakın. Her sesi dinleyin. Neler görüyorsunuz? Neler duyuyorsunuz? Neler hissediyorsunuz? Oturduğunuz koltuğu ve ayaklarınızın zeminle temasını hissediyorsunuz belki de... Belki de yediğiniz yiyeceğin tadını hissediyorsunuz... Belki de parfümünüzün konusunu duyuyorsunuz...

Bırakın dikkatiniz istediği şeye yönelsin. Siz sadece onu izleyin ve yönlendirmeye çalışmayın.

Dikkatiniz bir şey üzerine yöneldiğinde, dikkatinizin yöneldiği şeyi içinizden söyleyin:

"Şu anda masamın üzerindeki aile fotoğrafını görüyorum. Dışarıdan gelen araçların seslerini duyuyorum. Ofisin içerisindeki ılık havayı hissediyorum. Bilgisayar ekranındaki yazıyı okuyorum. Şimdi içtiğim sigaranın tadını hissediyorum. Yanından geçen arkadaşımın parfümünü duyuyorum vs."

Bu arada aklınıza geçmiş ya da gelecekle ilgili olumlu ya da olumsuz düşünceler gelirse onlarla savaşmayın. Onları kovalamayın. Onları sadece izleyin, tıpkı bulutların geçişini izler gibi. Onlarla savaşmadan sadece izlerseniz, bir süre sonra kendiliklerinden gittiklerini göreceksiniz.

Bu alıştırma "Zihni serbest bırakma" alıştırmasıdır ve Doğu'nun meditasyon tekniklerinde kullanılır. Kendinizi zorlamadan günde 20 dakika yapacağınız bu alıştırma zihninizi dinlendirecek ve problemlerinizle ilgili daha sağlıklı kararlar vermenize yardımcı olacaktır.

Önemli olan bilmek değil, düzenli olarak uygulamaktır. Düzenli olarak uyguladıkça yaşamınızdaki değişmelerin farkına varmaya başlayabilirsiniz. Şu anda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?



Not: Yazılar konusundaki yorumlarınız için lütfen Yorum Yazın bölümümüzü kullanın.

Yazar : www.motivasyoncu.com
Son Güncelleme : 18 Ocak 2006, Çarşamba
Sayfa Sürümü : 1
Okunma Adedi : 8,178
Son Okunma : 2017-05-29 19:04:59
Kaynaklar : http://www.motivasyoncu.com/mod.php?mod=userpage&menu=800&page_id=21

Doğru İşe Doğru Elemanİş Dünyasında Strese DayanıklılıkToplantıdan Zaferle Çıkmanın Yolları
© [Site Haritası]
| Makaleler | Seyir Defteri | Kaynaklar | İndirin | İletişim |

RSS dosyasını görmek için tıklayınız. RSS dosyasını görmek için tıklayınız.XML versiyonu için tıklayınız WAP versiyonu için tıklayınız Bu site DyNA İçerik Yönetim Sistemi üzerinde çalışmaktadır.
İsmail KIRBAŞ ile Tasarım Yolculuğu Anasayfa İsmail KIRBAŞ ile Tasarım Yolculuğu Anasayfa İsmail KIRBAŞ ile Tasarım Yolculuğu Anasayfa
ismail kırbaş ile web sitesi tasarimi sitemap ismail kırbaş ile web sitesi tasarimi sitemap
  Sitemizde 16 kişi çevirimiçi | Bugün =299 | Dün =230 | Bu Ay=6,630 | Günlük En Fazla=1,109 tekil ziyaretçi